Çocuk ve Travma

PDFYazdıre-Posta

Travmatik bir olay "herhangi bir kişi için, aşın derecede örseleyici veya başa çıkması zor olan, kişinin varlığını tehdit eden, hatta öleceğini düşündürebilen, normal yaşamın dışındaki herhangi bir olay" olarak tanımlanır. Şiddetli bir deprem travmatik olayın tipik bir örneğidir ve depremi yaşayan herkes bu olayın ne kadar korkutucu olduğu hakkında bir fikir sahibidir. Çocuklar açısından bakıldığında, normal zamanlarda da trafik kazası geçirmek, herhangi bir kazaya tanık olmak, tacize uğramak, bir yakının ölümünü görmek, yaralanmak veya yaşamı tehdit eden başka bir olaya maruz kalmak travmatik olaylar olarak nitelendirilebilir. Ani ve beklenmedik bir biçimde ortaya çıkan, hayatı tehdit eden  ve çocuğun kendisini yardımsız hissetmesine;  olaylarla başaçıkamadığını çaresiz kaldığını düşünmesine neden olan durumların çocuklar üzerinde hem kısa hem de uzun dönemde ciddi olumsuz ruhsal etkileri olduğu bilinmektedir.

 

 

Travmatik Olay ve Kayıplara Verilen Tepkiler

 

Doğal afetler, kaza, ölüm gibi travmatik olayların ardından çocuklarda yaygın olarak görülen iki grup tepki vardır. Bunlardan birincisi, doğrudan doğruya travmaya maruz kalmaktan kaynaklanır ve çocukların kendilerini tehlikede hissetmeleri, dramatik olaylara tanık olmaları gibi yaşantılar içerir. Bu tip yaşantılar travma tepkileri dediğimiz tepkileri ortaya çıkarırlar. Tamamen normal kabul edilmekle birlikte, bu tepkiler bireyler için çok şiddetli ve korkutucu olabilirler. Yetişkinler gibi çocuklar da travma tepkileri gösterebilirler. Bu tepkiler travma sonrasında koşulların düzelmesine bağlı olarak zamanla azalır, ancak bazı kişiler uzun bir süre bu tepkileri vermeye devam edebilirler

İkinci grup tepkiler ise travma sırasında ve sonrasında oluşan anne-baba, diğer aile üyeleri, arkadaş ve yakınların kaybedilmesiyle ve ev, ailenin malvarlığı gibi diğer kayıplarla bağlantılıdır. Kayıplarla sonuçlanan travmatik yaşantıdan sonra şiddetli üzüntü tepkileri hissetmek normaldir, bazı çocuklarda bu tepkiler epeyce uzun sürebilir ve hatta depresif tipte bazı tepkilere de yol açabilir. Aşağıda bu tepkiler daha ayrıntılı bir şekilde tanımlanmıştır.

Kaygı tepkileri

Travma sonrası stres tepkisi temelde bir kaygı tepkisidir. Bu tepki sırasında bireyin bedeni ve zihni sanki bir tehlikeye maruz kalmış gibi tepki verir. Çocuklar travmatik bir olaydan sonra, aşağıda belirtilenler gibi, belirgin olmayan kaygılar geliştirebilirler:

• Okul, sosyal yaşam ve gelecek gibi alanlarda ortaya çıkan sürekli bir kaygı hali

• Avuçların terlemesi, titreme, mide sorunları, baş ağrıları, kas gerginliği gibi fiziksel uyarılmıştık belirtileri

• Karanlıktan, belirli hayvanlardan ve başkalarının önünde konuşmadan aşırı korkma (Bu korkuların bir kısmı, 7-10 yaş arasındaki çocuklarda yaşa bağlı olarak ortaya çıkan normal gelişimsel korkulardır ve hiç bir müdahalede bulunulmasa bile kendiliklerinden ortadan kalkarlar.

• Travma sonrası kaygı tepkisi olarak nitelendirilmeleri için bu korkuların aşırı boyutlarda olması gerekir)

• Sevilen birisinden ayrılma korkusu - özellikle küçük çocuklar ayrılık kaygısı belirtileri gösterebilirler.

 

TSSB belirtileri klinikte 3 ana grupta ele alınmaktadır.


1. İstenmeden akla gelen düşünce ya da görüntüler

Bu düşünce ve görüntüler, kişinin hatırlamayı isteyip istememesinden bağımsız olarak, travma sırasında olup bitenler hakkında aklına gelen anılardan oluşur. Genellikle akla, travmatik olayların en acı ve sıkıntı verici bölümleri gelir. Hatta kişiler herşey yeniden oluyormuş gibi travmatik olayı yeniden yaşarlar ve yaşanan herşeyi 'görüyor' gibi olduklarını ifade edebilirler. Bazı kişiler kafalarında sanki bir kamera varmış ve filmi geriye sarmış gibi hissettiklerini ve travmatik olayın görüntülerinin yanı sıra, ses ve koku da duyduklarını, hatta hareketleri hissettiklerini belirtebilirler (örneğin, zemin sallanıyor gibi 'hissederler'). Yukarıda sözü edilen bu travma tepkileri çok korkutucu olabilirler, ancak travmatik olaylardan sonra bunları hissetmek tamamen normaldir.

 

2. Kaçınma tepkileri

Kaçınma tepkisi kişinin travmatik olayla ilgili olan düşünceler, duygular,

etkinlikler ve mekanlardan kaçınmasına işaret etmektedir Kişi açısından olup bitenler o kadar acı vericidir ki; kişi kendisine travmayı hatırlatabilecek herşeyden uzak durarak adeta olup biteni tümüyle unutmaya çalışmaktadır. Travmatik olaylara maruz kalan pek çok kişide istenmeden akla gelen anılar ortaya çıkar. Bunlar çok acı verici olduğu için kişi bu anılardan ve bunların aklına gelmesine yol açan herşeyden kaçınmaya çalışır. Bu durum yaşamla ilgili kendini başkalarından uzak hissetmeye, duygusal küntlüğe veya duyguların sınırlanmasına ve olumsuz bir gelecek beklentisine yol açabilir.

 

3. Aşırı uyarılma tepkileri

Anılar (görüntüler, sesler, kokular), kaçınma tepkileri gibi travmatik bir olaydan sonra ortaya çıkan belirtilerin çok güçlü bir fizyolojik temeli vardır. Travmatik olaylar insan bedeni ve zihni açısından korkunç bir şoktur ve aşırı bir fizyolojik uyarılmaya yol açabilir. Bu aşırı uyarılma hızlı kalp atışı, avuç içlerinin terlemesi, konsantrasyon sorunları ve uyku güçlükleri gibi belirtiler ortaya çıkarır. Travma sonrasında olay anını hatırlatan her hangi bir uyarıcı ile karşılaşıldığında kişiler yeniden travmatik olay oluyormuş gibi hiddebilir ya da belli bir yer onlara yaşadıkları travmayı hatırlatabilir ve beden otomatik olarak tekrar aşırı bir fizyolojik uyarılma durumuna geçer. Bu fizyolojik tepkiler, kas ağrıları, sırt ağrısı veya karın ağrısı gibi belirtilere de neden olabilirler.

 

Depresyon ve Yas

 

Hepimiz zaman zaman kendimizi kederli ve üzgün hisseder, hatta bazen ağlarız. Kayıplardan sonra şiddetli üzüntü tepkileri vermek ve kaybedileni özlemek normaldir. Bunlar, kişiye rahatlama duygusu veren ve diğer kişilerin desteğini almak için harekete geçmesine yol açan sağlıklı tepkilerdir. Ancak, depresif belirtiler olarak adlandırılan bu tepkiler uzun süre devam ederse ve ödev yapmak, yemek yemek, uyumak ve arkadaşlarla oynamak gibi günlük işlevlerde bozulmaya yol açarsa bir ruh sağlığı uzmanından yardım istemek gerekebilir. Travmatik yaşantı sonrasında normal kabul edilen bazı depresif tepkiler şunlardır:

 

• Depresif ya da sinirli bir ruh hali.

• Tüm etkinliklere duyulan ilginin azalması ve bunlardan haz alamama

• Diyet yapılmadığı halde bariz şekilde kilo kaybı veya artışı

• Kaybedilen kişiyi özleme.

• Sevilen birinin kaybını 'kabullenmeme'.

• Uykusuzluk ya da aşırı uyuma.

• Aşın huzursuzluk.

• Aşırı yavaşlık.

• Enerji kaybı/azalması ve derin bir yorgunluk hissi.

• Değersizlik duygusu.

• Aşın ya da duruma uymayan suçluluk duyguları.

• Konsantre olmada ya da karar vermede zorluk.

• Tekrarlayan ölüm düşünceleri.

• Hayatın yaşamaya değmediğine dair tekrarlayan düşünceler.

 

Yukarıda sözü edilen tüm bu tepkiler büyük afetlere ve travmatik olaylara karşı verilen normal tepkilerdir. Büyük afetlerden sonra çocuk ve yetişkinlerin büyük bir kısmının bir kaç ay boyunca bu tip tepkiler sergilemesi normal kabul edilmelidir. Eğer bu tepkiler daha uzun sürerse ve günlük yaşamda, uyku bozuklukları, aile ve okul yaşamında güçlükler gibi sorunlara yol açarsa profesyonel yardım alınması gerekir.


ÇOCUKLARIN GELİŞİMİ VE TSS TEPKİLERİ

 

Yukarıdaki bölümde özetlenen üç büyük kategori aynı olmakla birlikte, TSS tepkileri çocuklarda yetişkinlerde olduğundan biraz daha farklı biçimde ortaya çıkabilir. Çocukların yaşı büyüdükçe TSSB belirtileri erişkine benzer.

Ayrıca, farklı yaş ve farklı gelişim dönemlerindeki çocuklar farklı travma tepkileri gösterebilirler.

 

Çocuklarda travmatik olay oyun, resim ya da sözlü anlatımla yeniden yaşantılanabilir. normal bir oyundan daha az süslü ve daha az yaratıcıdır. Yine bu yaşdaki çocuklarda bozulmuş bir zaman algısı olabilir. Sosyal geri çekilme, duygulanımda kısıtlılık, Kazanılmış gelişimsel aşamaların kaybı söz konusudur. Çocuklarda da uyku bozuklukları ve kabuslar sıktır. Kabus görmekten korkma ya da karanlıktan korkmayla ilgisi olmayan uykuya dalma güçlüğü, gece uyanmaları, konsantre olamama ve dikkat süresinde belirgin azalma, aşırı irkilme tepkisi gösterme, saldırganlık, ayrılık kaygısı, Nesnelere ya da durumlara karşı oluşan yeni korkular, alamet oluşumu (omen formation) düşüncesine sık rastlanır. Buna göre bazı işaretler travmatik olayın yaklaştığının uyarılarıdır ve eğer yeterince uyanık olursa bunları farkedebilir. Kaçınma, genel tepki gösterme düzeyinde azalma kriteri oyunlarda temasal daralma, sosyal içe çekilme, duygulanım çeşitliliğinde sınırlılık ya da kazanılmış gelişimsel yetilerin kaybedilmesi durumları ile karşılanabilir. Çocuğun travmaya ilişkin bir tema ya da temaları içeren oyunları, travmanın anımsanması ya da kabuslar görülmesi, yeni ortaya çıkan korkular ve/veya agresyon  durumunun eşdeğeridir.

 

Bebekler ve yeni yürümeye başlayan çocuklarda TSS tepkileri (doğum-üç yaş arası)

• Kolay şaşırma, kaygılı görünme.

• Yatak ıslatma, konuşma problemleri gibi gerileme davranışları.

• Ana-babaya yapışma ve onlardan ayrılmama.

• Uyku sorunları ve kabuslar.

• Çevreyle ilişkilerde tutukluk ve ürkeklik.

• Kontrol edilemeyen saldırganlık.

• Travmayla ilgili tekrarlanan oyunlar

Okul öncesi çocuklarda TSS tepkileri (4-6 yaş)

• Yatak ıslatma, parmak emme, ani heyecanlanma, ana-babaya yapışma, tik, uyku sorunları.

• Kaçınma davranışı ve içe kapanma.

• Genel bir kaygı hali, hayvanlardan ve yabancılardan korkma. Tekrarlanan oyun ve ritueller (belirli davranışları saplantılı bir şekilde tekrarlama)

• Kendi hayal ettikleri şeylerle (örneğin, kendilerine ait saldırgan fantazilerle) ve gerçek olanları karıştırma. Bu yaş grubundaki çocuklar kötü olayların kendi kötü düşüncelerinden kaynaklandığını düşünüp üzülebilirler. Bu tip bir hayalci düşünce zihinsel bulanıklık, utanç, kaygı ve dünyayla ilgili yanlış yorumlar yapmaya yol açabilir.

Okul çağındaki çocuklarda TSS tepkileri (7-12 yaş arası)

• Okul öncesi dönemdeki davranışlara gerileme; bu durum, akranları tarafından reddedilmeye yol açabilir ve yeni gelişmeye başlayan yeterlik ve özerklik duygularının ortaya çıkmasını engelleyebilir.

• Okula gitmek istememe ve okul başarısının düşmesi

• Tekrarlanan oyunlar, saldırganlık, gevezelik

• Erkek çocuklarda özellikle silahlara, savaş oyunlarına vb.'ye ilgi gösterme.

• Kabuslar, uyku sorunları, ayrılık kaygısı ve doğal olaylardan (yağmur ve rüzgar gibi) korkma

• Dikkat ve konuşma sorunları, isyankar davranışlar, vücutta ağrılar

Ergenlerde TSS tepkileri (13-18 yaş arası)

• Dünya ve kendi gelecekleri hakkında olumsuz tutumlar.

• Kendi korkulan ve travmaya verdikleri tepkilerle ilgili endişe; özellikle kendilerini suçlu ve çaresiz hissetme gibi tepkilerinin anormal olup olmadığını merak etme.

• Risk-alma veya duygularını davranışlarla dışa vurma davranışları (örneğin okuldan kaçma, rastgele cinsel birliktelik, madde kullanımı).

• İştah ve uyku sorunları, günlük etkinliklere karşı ilgi kaybı, okul sorunları.

• Travmatik yaşantıdan sonra almak zorunda kaldıkları sorumluluklar nedeniyle yetişkinliğe erken girme.

• Ana-babalarla çatışma ve tartışmaların artması.

 

Aileler ve öğretmenler, çocukların yaşamış oldukları örseleyici olayı yansıtan farklı davranışlar gösterdiklerini evde ve okulda kolayca gözleyebilirler. Çocukların çoğunda bu tepkiler zamanla azalır, ancak bazı çocuklar afetten sonra altı ay gibi uzunca bir süre geçmesine rağmen bu tepkilerden bazılarını göstermeye devam edebilirler. Çocuklardada olaydan hemen sonra gözlenen davranış değişiklikleri akut yas reaksiyonu olarak olarak adlandırılır. Çocuk ve gencin öyle bir süreçten geçtiğini anlayabilmek için “Akut Yas Reaksiyonu Ölçeği”ni, olayın üzerinden altı ay geçtiği halde, farklı davranmaya devam ediyorsa, travma sonrası stres sendromu olduğunu düşünerek  “Travma Sonrası Stres Sendromu Ölçeği”ni kullanabiliriz.

öğretmenlerin ve ana-babaların yapabilecekleri en iyi şey, çocukları bu tepkiler hakkında eğitmek, sıcak ve kabul edici bir ortamda onların korku ve kaygılarını ifade etmelerine yardımcı olmaktır. Travma yaşamış olan çocuklar ve ana-babaları sağlıklı ve güçlü kişilerdir. Sadece travmaya maruz kaldıkları için bu tepkileri vermektedirler, Bu tepkiler travmaya verilen normal tepkiler olmakla birlikte, öğrencilerden bazıları, travmanın üzerinden aylar geçtikten sonra bile hala kendilerini kötü hissediyorlarsa, bir profesyonele başvurmak yararlı olabilir.

 

BELİRTİLERİN SEYRİ NASILDIR?

 

Travma sonrası stres bozukluğunun birçok belirtisi zorlayıcı olayı izleyen günlerde ya da haftalarda görülür. En sıklıkla ilk üç ay içinde ortaya çıktığı bilinmektedir. Daha seyrek olarak aylar hatta yıllar sonra belirti çıkartan kişiler de olabilir. Zaman içinde belirtiler hafifleyip şiddetlenebilir. Olayın yıl dönümlerinde belirtiler ortaya çıkabilir. Özellikle zamanında uygun psikososyal destek almamış bireylerde belirtilerin süregenlik kazanabileceği unutulmamalıdır. Süregen belirtilerin sağaltımı daha uzun süreli ve zor olacağı için, belirtiler süregenlik kazanmadan önce uygun girişimin yapılması çok önemlidir.

 

Travma sonrası stres bozukluğunun süregenlik kazandığı durumlarda depresyon belirtileri de sıklıkla tabloya eklenir. Çocuk ve ergende  ilgisizlik, isteksizlik, kendini değersiz hissetme, ders başarısında düşme, arkadaş ilişkilerinde bozulma, sinirlilik, uyku ve iştah bozuklukları görülür. Bu durum çocuğun hem ruhsal hem de fiziksel gelişimini sekteye uğratır. Bu nedenle en kısa sürede tanı konulması ve uygun biçimde tedavisi gereklidir.

 

RUHSAL TRAVMAYA UĞRAMIŞ BİR ÇOCUĞA NASIL YAKLAŞMAK GEREKİR?

 

Hatırlatıcılar travmaya ilişkin anıları tetikleyen ipuçlarıdır ve travma sonrası ortaya çıkan belirtilerin anlaşılması bakımından Önem taşırlar. Örneğin, deprem sırasında bulunulan binanın görüntüsü, yaşanmış bir trafik kazasını hatırlatan bir ses, koku veya tacizi hatırlatan herhangi bir düşünce veya duygu hatırlatıcı olabilir, Travma tepkilerinin ortaya çıkmasında hatırlatıcıların etkilerinin bilinmesi, hem çocuklar hem de yetişkinler açısından önem taşır ve onların travma tepkileriyle daha kolay başa çıkmalarına yardımcı olur.

Çocuklar; Aşırı korku, çaresizlik ya da dehşete düşme belirtilerinin eşdeğeri olarak dezorganize ya da ajite davranışlar sergileyebilirler.Travmanın sürekli olarak yeniden yaşantılanması travmayı konu alan oyunların tekrar tekrar oynanması biçiminde olabilir.Travmatik olayın sık sık sıkıntı veren bir biçimde rüyalarda görülmesi, çocuklarda içeriği tam anlaşılamayan korkunç rüyalar şeklinde kendini gösterebilir.

 

Çocuklarda ruhsal dengenin yeniden kazanılması, sağlıklı ruhsal, zihinsel, sosyal ve hatta bedensel gelişmenin korunması bakımından çok acil ve önemlidir.

Alınacak ilk ve en önemli önlem, çocuğun içinde yaşadığı koşulların kısa sürede düzeltilmesi, barınma, yiyecek, sağlık gibi temel gereksinimlerinin karşılanmasıdır.

Çocuğun bu dönemde yakınları ya da kendisini seveceğine, bakım vereceğine ve koruyacağına güvendiği kimselerle birlikte olması şarttır. Bu durum özellikle birinci derece akrabalarını kaybetmiş çocuklarda öncelik taşır. Eğer travma nedeniyle çocuk ailesinden ayrılmışsa ilk önlem çocuğu ailesiyle buluşturmaktır.

Çocukların olay öncesi günlük yaşam biçimlerine en yakın koşullara kavuşturulmaları gerekir. Bu amaçla eğitim, oyun, spor ve sanat olanaklarının sağlanması çok önemlidir.

İletişim kurarken çocukla göz seviyesinde olmaya özen gösterilmelidir.

Duygularını adlandırabilme ve ifade etme konusunda yardım edilmelidir ( üzgün, öfkeli, korkmuş, endişeli)

Uç tanımlamalar kaygı düzeyini arttırabileceği için bunlardan  kaçınılmalıdır.

Konuşulan şeyleri anladığı kontrol etmelidir

Regresif davranışları ve regresif konuşmalarının olabileceği unutulmamalıdır.

Küçük çocuklar soyut kavramları ( ölüm gibi) anlayamayabilirler. Olabildiği ölçüde direk ve basit anlatım kullanılmalı.

Ergenlerle iki yetişkin gibi konuşulmalıdır. Duyguları, endişeleri ve soruları konusunda saygı duyduğu mesajı verilmelidir.

Çocuk ve gençlerin ebeveynleri ‘nin de bu tekniklere dikkat etmesi hatırlatılmalıdır.

 

HANGİ DURUMLARDA ÇOCUK RUH SAĞLIĞI UZMANINA BAŞVURULMALI

1. İlk müdahalenin yapılmasına rağmen belirtiler çocuğun normal günlük işlevlerini bozacak kadar şiddetli düzeyde sürmekte ise,

2. Çocuğun kendine ya da başkalarına zarar verme davranışları ortaya çıkmışsa

3. Çocukta travma tepkilerine ek psikiyatrik bozukluk belirtileri ortaya çıkmışsa (örneğin depresyon, madde kullanım bozuklukları gibi ...)

4. Risk faktörlerinin fazla olmasına karşın, sosyal desteğin yetersiz kaldığı durumlarda aileyi ruh sağlığı uzmanına yönlendirmekte yarar vardır.

 

TRAVMA SONRASINDA ÇOCUKLARINIZ NELER YAŞAYABİLİR

a.. Aşırı korku, çaresizlik hissedebilir.

 

b.. Çevresinde olup bitenleri algılayamayabilir.

 

c.. Konuşmama ya da duygusal tepkilerinde azalma, donukluk, dalgınlık gözlenebilir. Bunun tam tersine olaya ilgisiz davranma, oyun oynama, şarkı söyleme gibi davranışlar görülebilir. Çocuklar için her iki tür tepki de olası ve doğaldır.

 

d.. Travma sırasında ve sonrasında olanları hatırlamayabilir.

 

e.. Travma anını sanki yeniden yaşıyor gibi olabilir (korkma, bağırma, titreme, çarpıntı).

 

f.. Yalnız kalmaktan, kapalı yerlerden, karanlıktan korkabilir.

 

g.. Uykusuzluk, korkulu rüyalar görme,ani seslerden irkilme olabilir.

 

h.. Yaşından küçük bir çocukmuş gibi davranabilir (anne babadan ayrılamama, altını ıslatma, ısrarcılık ve inatçılık.

 

i.. Bulantı, karın ve baş ağrısı, sık tuvalete gitme, iştahsızlık görülebilir.

 

 

ÇOCUĞUNUZA YARDIMCI OLMAK İÇİN NELER YAPABİLİRSİNİZ

 

a.. Çocuklarınıza yardımcı olabilmenizin ilk koşulu sizin, duruma hakim, sakin, güven verici, tutarlı bir tutum içinde olmanızdır.

 

b.. Çocuklarınızı yanınızdan uzaklaştırmayın, beslenme, barınma, ilgi gereksinimlerini doğrudan siz karşılayın.

 

c.. Çocuklarınızın sizin yakınlığınıza her zamankinden daha çok ihtiyacı olduğunu unutmayın (bedensel yakınlığı, elini tutmayı, sarılmayı ihmal etmeyin).

 

d.. Öte yandan bu yakınlığınızı aşırı bir koruyuculuğa dönüştürmeden sürdürmelisiniz. Çocuklarınıza yaşlarına uygun ve yapabilecekleri işler, sorumluluklar vermenizin onların yararına olduğunu akılda tutun.

 

e.. Travma sırasında ve sonrasında yaşadıklarını anlatması yönünde ona destek verin anlatmaya yüreklendirin.

 

f.. Korku, kızgınlık gibi duygularını ifade etmelerine izin verin hatta yüreklendirin, ağlamalarını önlemeyin, tekrarlayan sorularına yanıt verin.

 

g.. Yaşadıklarının son derece doğal olduğunu, bir hastalık olmadığını anlatın.

 

h.. Çocuklarınızı rahatlatmak için "Geçti." ya da "Bir şey olmaz" demek yerine olası travmalarda yapması gerekenler konusunda bilgi verin.

 

i.. Çocuklarınızın yanında travma ile ilgili konuları konuşmaktan kaçınmayın. Çocukları travmadan ya da sıkıntıdan korumak için olanları gizlemek doğru değildir. Çocukların da neler olduğunu bilme ve anlamaya gereksinimleri vardır. Anlatırken onların anlama düzeylerine uygun bir ifade kullanmanızda yarar var.

 

j.. Çok fazla etkilenen, davranış değişiklikleri azalmayıp süren ya da gittikçe artan çocuklarınızı en yakın Ruh Sağlığı Uzmanına mümkünse Çocuk Ruh Sağlığı Uzmanına götürün.

 

1. Çocuklar ile Geçirdikleri Üzücü Olay Hakkında Konuşmaktan Kaçınmayın

 

Çocuklara bu üzücü olaydan bahsetmeyerek onlara yaşadıklarını unutturduğumuzu zannediyorsak yanılıyoruz. Kendiniz konuyu açmayın, ama çocuk açtığında bu konu üzerinde konuşmamazlık etmeyin. Çocuğu dinleyin, sorularına cevap verin, çocuğu bu konuşmanızla rahatlatıp ona destek olun.

 

 

2. Dürüst, Açık ve Anlaşılır Olun

 

Geçirdikleri olayla ilgili çocuklara gerçekleri söyleyin. Detay da verin bu çok önemli bir husustur. Detayları siz vermezseniz çocuklar kendi hayal güçlerini kullanıp detayları kendileri yaratırlar. Bu da yanılgılarına sebep olur.

 

 

3. Aynı Detaylar Tekrar Tekrar Gündeme Gelecektir-Hazırlıklı Olun Sabırla Doğru Olan Verileri/Gerçekleri Tekrarlayın

 

Eğer bir şeyin cevabını bilmiyorsanız, bilmediğinizi söyleyin; eğer sizin de merak ettiğiniz bir konu var ise, mesela ölüm, aynen çocuğa sizin de bu konuyu merak edip ancak net olarak bilmediğinizi iletin (çocuğa dini eğitim verilmiş ise ölüm ile ilgili bu yönde açıklamalar yapılabilir, eğer verilmemişse din olayına bu aşamada girilmemelidir).

 

4. Açıklamalarınızda Çocukların Yaşlarına Uygun Kelimeler Seçin

 

Zamanlamaya da Dikkat Açıklamalarınızın hem zamanlaması, hem de kelimelerin seçimi büyük önem taşır. Yaşanan üzücü olayın hemen ardından çocukların bilgiyi almaları hem de bu bilgiyi analiz etmeleri isteği azdır. Vakit geçtikçe daha fazla bilgi alabilirler, hazmedebilirler ve anlayabilirler. Bazı diğer önemli hususları şöyle açıklayabiliriz:

-Çocuklara verilen aynı bilgi yaşanan olaylardan sonra değişik zamanlarda aynı çocuklar tarafından farklı şekilde yorumlanır.

-Değişik yaşlarda çocuklarda farklı tepkiler/düşünceler olur.

-Uyku ile ölümü bağdaştırmayın. Bu çocuklarda korku yaratıp uyumalarını engeller.

-Çocuğun olayları nasıl algıladığını ne kadar iyi tanımlarsanız, o kadar iyi bir diyalog kurabilirsiniz.

 

5. Ölümün veya Olayların Neden Olduğuna Dair Yanlış Yorumları Çocuğun Düşüncelerinden Atmasına Yardımcı Olun

 

Çocuklar, özellikle de daha küçük yaştakiler, üzücü olayların neden olduğuna dair yanlış kanılar üretirler. Mesela, annem öldü, çünkü - beni almaya geliyordu veya bana ateş ederken yanlışlıkla kardeşimi vurdular... gibi. Çocukları bu konuda sıkmadan deşmek gerekiyor, acaba bu üzücü olayın neden olduğunu düşünüyor? Bunu ortaya çıkardıktan sonra yanlış yorumlarını düzeltmek için gerekli açıklamaları yapın. Çocuğa da açıkça bazı olayları erişkin insanların da anlamadığını söyleyin. Bu hem doğrudur hem de çocuğu rahatlatır.

 

6. Kurtulan Çocuklar Kendilerini Suçlu Hissederler

 

Kurtulan çocuklar genelde kendilerini suçlu hissederler. Kendilerini ne kadar suçlu hissettikleri çocukların ne ölçüde olayların neden olduğuna dair yanlış yorumları olup olmadığına bağlıdır. Çocuklar suçluluk duygularını dile getirmeyi bilemezler. Onların kendilerini suçlu hissedip hissetmediklerini davranışlarından ve duygular kendilerinden nefret etmek ve kendilerine zarar verme tarzında cereyan eder. Düşünceleri de şöyle olabilir; ben kötü bir insan mıyım veya bende bir problem mi var? gibi.

 

7. Derin Üzüntü ve Yas - Bu İki Terimi Ayırt Edelim

 

Derin üzüntü duygusal, fiziksel, beyinsel davranışlarla gösterilen tepkileri içerir. Bunların belirgin olanları şöyledir : kızgınlık, üzüntü, korku, uyumakta zorluk çekme, kabus görme, uykuda çığlık atma, iştahsızlık, mide ağrısı, aile fertlerinden uzaklaşmak, yatağı ıslatmak, hiper hareketlilik gibi. Bazıları ise belirgin değildirler; örneğin, daha sessiz olup daha fazla okumak veya ergenlik çağındakiler için arkadaşlarıyla sık sık görüşmemek, çıkmamak gibi. Dikkatinizi çekmesi gereken bir husus var, bu da belirgin olmayan semptomlar çoğu zaman anne ve babalar tarafından olumlu hareketler olarak algılandıkları için önemsenmezler. Tepkiler tabii ki yaşla bağlantılıdır.

 

Genelde Özetlersek

 

5 Yaş ve Altı: Bazıları fazla bir tepkide bulunmayacaklardır, çünkü neler olduğunun farkında değillerdir.

 

6 ile 12 Yaş Arası: Somut korkuları vardır, örneğin; dolapta bir terörist saklanıyor.

 

Ergenlik Çağı: Daha iyi anlayabilirler ama korkularını abartırlar.

 

Yas ile kaybedilen kişi veya kişilere yönelik adetlerin gerçekleştirilmesidir. Örneğin; cenaze töreni, siyah kıyafet, mevlit gibi. Bu tarz olaylara çocukların da katılmasında fayda vardır.

 

8. Derin Üzüntü Normaldir. Bunun Uzun Süre Devam Etmesi Normal Değildir

 

Eğer yukarıda bahsedilen semptomlar 6 aydan fazla kendilerini göstermeye devam ederlerse veya çocukların hayatlarındaki diğer alanlarda olumsuz etkileri oluyorsa, bu konuda uzmanlardan yardım alınması gerekmektedir. Diğer alanlar ile neyi kastediyoruz? Okuldaki durumlarında her hangi bir değişme, ilgi alanlarındaki faaliyetlere katılmamaları ve hatta ilgi göstermemeleri, oyun oynamalarında değişiklik gibi.

 

9. Çocuklar Konuyu Açtıklarında Duymamazlıktan Gelmeyin

 

Çocuklar üzüntü verici olay hakkında konuşmak istediklerinde daima onları dinlemek için orada olun. Yalnız, konuşmak istemeyen çocukları da zorla konuşturmaya çalışmayın. Siz de üzüntülerinizi açıkça paylaşın çocukla, yalnız olmadığını hissettiğinde daha rahat olacaktır.

 

10. Daima Onlarla Olun; Şefkatle Yaklaşın; Güvenli Hissetmelerini Sağlayın ve Onlara Karşı Aynı Tarzda Yaklaşın

 

Bütün bunlar çocuğun bu olayı üzerinden atmasında yardımcı olacaktır. Dikkat edilmesi gereken husus; davranışlarınız ve söyledikleriniz aynı düzeyde olsun, yani aynı şey için bir gün ak deyip öbür gün kara demeyin.

 

11. Çocuğun Çevresindeki Kişiler, Yaşları ne Olursa Olsun, Bilgilendirilirlerse Çocuğa O Kadar Daha Fazla Yardımcı Olabilirler

 

En azından bir müddet daha sabırlı veya anlayışlı davranırlar. Bu da çocuğun bu olayı üzerinden çabuk atmasına yardımcı olacaktır.

 

12. Çocuklar İlginç Görsel Tecrübeler Yaşayabilirler, Buna Hazırılıklı Olun

 

Üzüntücü olaydan altı aya kadar çocuklar ilginç görsel olayları yaşayabilirler. Örneğin, kaybedilen kişi veya kişilerin seslerini duyabilirler veya kalabalıkta onları görebilirler. Bunlar halusinasyon değildir. Çoğu bilim adamı bunları çocukların dini inanç sistemiyle bağdaştırır. Bundan dolayı çocukların duygularının rencide edilmemesi gerekmektedir.

 

13. Tüm İmkanlardan Faydalanın

 

Etrafınızda olan profesyonel insanlardan hem kendiniz hem de çocuğunuz için yardım alın. Bunlardan faydalanmayı öğrenin. Ayrıca aşağıdakileri de göz önünde bulundurmalıyız

 

-Çocuğunuzun kendisini güvencede hissettiğinden emin olun.

-Çocuklarla daha fazla zaman harcayın ve size daha ilgili olmalarına izin verin. Aynı zamanda sizde normalden fazla takipçi olun.

-Özellikle küçük yaştaki çocuklarla (7'ye kadar) daha fazla oynayın. -Onların oynaması için de ayrıca imkanlar yaratın.

-7 ile 12 yaş grubuyla konuşmayı deneyin. Onları düşüncelerini ve duygularını paylaşmak için teşvik edin.

-Olanaklar dahilinde gündelik alışkanlıklarınızı sürdürmeye devam edin. Örneğin, yemek saatleri, yatma saati, masal okuma, öğle yemeği sonrası uyku gibi.

Lütfen unutmayalım ki yukarıda bahsedilen önlemler hiçbir zaman bir psikoloğun veya bir psikiyatrisin yerini tutamaz. Çocuğunuzda bir takım tepkilerin devam ettiğini gördüğünüzde lütfen gerekli yerlerden yardım alınız.

 

 

Kaynaklar:

AACAP  Official Action (1998) Practice parameters for the assessment and treatment of children and adolescents with posttraumatic stress disorder.  J Am Acad  Child Adolecs Psychiatry, 37:10, Supp: 4-26.

Beck AT, Ward CH, Mendelson M ve ark (1961) An inventory for measuring depression. Arch Gen Psychiatry, 4: 561-571.

Bulut I (1990) Aile değerlendirme ölçeği el kitabı. Özgüzeliş matbaası, Ankara.

Davidson J (1993) Issues in the diagnosis of post traumatic stress disorder. American Psyciatric Press, Review of Psychiatry cilt: 12, Bölüm 2. Post Traumatic Stress Disorder, ed: Robert Pynoos, s: 141-155

Epstein NB, Bolwin LM, Bishop DS (1983) The Mc Master Family Assessment Device. J  Marital Family Therapy 2: 171-180.

Green BL, Korol M, Grace M ve ark. (1991) Children and disasters: age, gender and parental effects on PTSD symptoms. J Am Acad Child Adolesc Psychiatry, 30: 945-951.

Goldberg D, Williams P (1991)  A Users’s Guide to the General Health Questionnaire. NFER-NELSON Publishing Company Ltd.

Haizlip TM,  Corder B (1996) Coping with natural disasters. Severe Stress and Mental Disturbance in Children da. Ed: Pfeffer CR.American Psychiatric Press. s:131-152.

Kılıç C (1996) Genel Sağlık Anketi: Güvenilirlik ve Geçerlilik Çalışması . Türk Psikiyatri Dergisi, 7: 3-9.

Kılıç EZ,  Uslu Rİ, Erden GE, Kerimoğlu E (1999)Çocuklarda  travma sonrası stres belirtilerini sürdüren ailesel etmenler. Çocuk ve Gençlik Ruh Sağlığı Dergisi, Cilt 6, sayı: 3, S. 150-158.

Korol M, Green BL, Gleser GC  (1999) Children’s responses to a nuclear waste disaster: PTSD symptoms and outcome prediction. J Am Acad Child Adolesc Psychiatry, 38:5, 368-375.

Kovacs M (1981) Rating scale to assess depression in school aged children. Acta Paedopsychiat. 46: 305-315.

Laor N, Wolmer L, Mayes L, Gershon A, Weizman R, Cohen D (1997) Israeli preschool children under Scuds: a 30 month follow-up. J Am Acad Child Adolesc Psychiatry, 36(3): 349-356.

Mc Farlane A (1987) Posttraumatic phenomena in a longitudinal study of children following a natural disaster. J.Am. Acad. Child Adolesc Psychiatry, 26:764-769.

Newman J (1976) Children of disaster: Clinical observations at Buffalo Creek. Am J Psychiatry 133: 3, 306-312.

ÖnerN, Le Compte A (1985) Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri el kitabı. İkinci Baskı, Boğaziçi Yayınları, İstanbul.

Öy B (1991) Çocuklar için depresyon ölçeği: geçerlilik ve güvenilirlik çalışması. Türk Psikiyatri dergisi 2(1), 132-136.

Özusta Ş (1993) Çocuklar için durumluk-sürekli kaygı envanterinin uyarlama, geçerlik ve güvenilirlik çalışması. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uzmanlık Tezi, Ankara.

Pfefferbaum B (1997) Posttraumatic stress disorder in children: a review of the past 10 years. J Am Acad Child Adolesc Psychiatry. 36:1503-1511.

Pynoos RS, Frederick C, Nader K, Arroyo W, Steinberg A, Eth S, Nunez F, Fairbanks L (1987) Life threat and postraumatic stress in school-age children. Arch Gen Psychiatry. 44: 1057-1063.

Spielberger CD, Gorsuch RL, Lushene RE (1970) Manual for State-Trait Anxiety Inventory. California Consulting Psychologists Press.

Spielberger C D(1973) Manual for the state-trait anxiety inventory for children. Palo Alto: Consulting Psychologists Press.

Tegin B (1980) Depresyonda kognitif bozukluklar. Doktora Tezi, Hacettepe Üniversitesi Ankara.

Terr L (1983) Chowcilla revisited: the effects of psyhic trauma four years after a school bus kidnapping. Am J Psychiatry, 40: 1543-1550.

Wyman PA, Cowen EL, Work WC ve ark. (1992) Interviews with children who experienced major life stress: family and child attributes that predict resilient outcomes.  J Am Acad Child Adolesc Psychiatry. 31: 5, 904-910.

Van der Kolk B (1987) Psychological Trauma.American Psychiatric Press.