Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) nedir?

PDFYazdıre-Posta

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, dikkatsizlik, aşırı (hiperaktivite) hareketlilik ve ataklık (dürtüsellik) gibi üç temel belirtisi olan bir bozukluktur.

DEHB tanısını koymak için belirtiler yedi yaştan önce başlamış, birden fazla ortamda görülüyor (ev ve okul), kalıcı, sürekli (en az altı ay), yaşı ve gelişim düzeyi ile uyumlu olmayan ve günlük yaşamını etkileyecek boyutta olmalıdır.

DEHB yaşam boyu devam edebilen bir bozukluktur. Temel belirtiler aynı olmakla birlikte her yaş döneminde farklı bir görünüm vardır. Özellikle aşırı hareketlilik ve dürtüsellik belirtileri zaman içinde azalır. Dikkat eksikliği ise yaşam boyu devam edebilir.

 

 

DEHB’nun zeka ile ilgisi yoktur. Zihinsel geriliği olan, normal ya da üstün zekalı çocuklarda da görülebilir. Anne babanın doğru, yeterli disiplin verememesi ya da çocuğun şımarıklık ve saygısızlığından kaynaklanmaz. Okul başarısızlığın nedeni tembellik, ilgisizlik değildir.

 

Nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte kalıtım ve genetik nedenlerin, çevresel etkenlerin, beyindeki yapısal ve işlevsel  farklılıkların bu bozukluktan sorumlu olduğu düşünülmektedir.

 

DEHB'nun özel öğrenme güçlüğü, karşı koyma-karşı gelme bozukluğu, davranım bozukluğu, depresyon, kaygı gibi bozukluklarla birlikte görülme olasılığı da vardır.

 

DEHB olan çocukların özellikleri nelerdir?

 

DEHB'da görülen temel belirtilere bazı belirtiler de eşlik edebilir. Bu belirtiler, dağınıklık, düzensizlik, dalgınlık, hayal kurma, tutarsızlık, sakarlık, beceriksizlik, bellek sorunları, uyku sorunları, sosyal ilişkilerde sorunlar, saldırgan davranışlar, özgüven ve öz saygının azalmasıdır.

 

DEHB olan çocuklar temel ya da eşlik eden belirtilerin çeşitliliği ile birbirlerinden çok farklı özellikler gösterirler. Bazılarında dikkatsizlik ön plandadır ve düşük enerjili, içe dönük, sınıfta az konuşan, tepkileri daha yavaş, hayal kuran, sosyal olarak daha mesafeli çocuklar olmaya eğilimlidirler. Bazılarında aşırı hareketlilik, ataklık ön plandadır ve enerjik, çok ve düşünmeden konuşan harekete geçen, sosyal ipuçlarını değerlendiremeyen çocuklar olmaya eğilimlidirler. Bazılarında ise dikkatsizlik, aşırı hareketlilik, dürtüsellik bir aradadır.

 

Dikkat eksikliği bulunan çocuklar dikkatini yoğunlaştırmakta zorluk çekerler, çabuk sıkılırlar, dikkatini uzun süre toplayamazlar. Bazen aynı anda bir çok şeyle ilgilenirler ya da en ufak bir uyarıcı dikkatlerini dağıtır. Dersi dinlerken dikkatini toplayamazlar ama saatlerce bilgisayar başında oyun oynayabilirler ya da televizyon izleyebilirler. İlgilendiği konularda ya da birebir ilişkide dikkatlerini daha uzun süre toplayabilirler.

 

Aşırı hareketlilik (hiperaktivite) sorunu olanlar uzun süre oturmakta güçlük çekerler, sürekli dolanırlar, koştururlar. Oturmak zorunda kaldıklarında elleri, ayakları sürekli hareket halindedir, her şeye dokunurlar. Sakince oynamakta zorlanırlar. Ses çıkarır, gürültü yapar ve çok konuşurlar.

 

Dürtüsellik sorunu olanlar bir şey söylemeden ya da yapmadan önce

düşünmekte zorlanırlar. Oyunda sıralarını bekleyemezler, başkalarının

sözünü keserler.

 

Diğer çocuklar kadar kolaylıkla ödül ve yaptırım yolu ile öğrenememeleri eğitilmelerini ve disiplin altına alınmalarını güçleştirir. Yanlış davranışları tekrar ederler. Aslında yapmamaları gerekeni ya da ne yapmaları gerektiğini çoğu zaman bilirler ancak bildiklerini uygulamada zorluk çekerler. Geçmişten ders çıkaramayan, geleceği ön göremeyen, anı yaşayan çocuklardır.

 

Düzen ve ortamdaki değişikliğe uyum sağlamakta güçlük çekerler. Örneğin sınıf değiştirilmesi, öğretmen değişimi, teneffüs, okuldan sonra servise binme gibi durumlar sorunlu davranışların

görünmesi için uygun ortamlardır.

Akademik başarıları kapasiteleriyle uyumlu değildir. Başarıları düşük ya da çok değişkendir.

 

Okul çalışmalarını ev ödevlerini  başlatmak, sürdürmek ve bitirmek onlar için  zor olur. Çalışmaları günden güne, dersten derse farklılık gösterebilir. Bazı günler çalışmasını tamamlar, çoğu gün ise bunu başaramazlar. Çalışmalarını tamamlamak için gereken zamanı iyi kullanamazlar. Proje ödevlerini planlamakta güçlük çekerler.  Ödevlerini, projelerini yapmayı ya da teslim etmeyi de unutabilirler.

 

Öğrendiklerini akılda tutmak ve hatırlamakta zorluk yaşarlar.

 

DEHB olan çocukların öğrenme stilleri tümüyle birbirine benzememesine rağmen, çoğu görerek ve yaparak öğrenirler.  Öğretmenlerini pasif olarak dinlemeyi gerektiren geleneksel tipte işlenen derslerde kolaylıkla öğrenemezler. Görsel ipuçlarını da içine alan ele dayalı etkinliklere daha fazla gereksinim duyarlar.

 

Uykuya dalmakta ve uyanmakta güçlük çekebilirler. Bu nedenle  sınıfta uyuklayabilirler. Uyanıklık seviyelerini de düzenlemekte zorlukları vardır. Dinleme sırasında yeteri kadar uyanık ve canlı kalabilmeleri zordur.

 

Davranışı kontrol etmek üzere iç konuşmanın kullanımı, sorun çözme, engellenmeye tolerans gösterme, duyguların kontrolü gibi becerilerde güçlük yaşarlar.

 

Akranlarına göre daha çocuksudurlar. Öz bakım becerileri, kişisel sorumluluk, bağımsızlık ve akran ilişkilerinde gelişimsel gecikmeler görülebilir.

 

DEHB olan çocukların olumlu özellikleri de vardır. Enerjik, yaratıcı, sıcak kanlı, esnek, hoşgörülü, espri yeteneği olan, kolay ilişki kuran, insanlara kolay güvenen ve risk alan (bazen gerekenden fazla) olan çocuklardır.

 

 

 

DEHB tedavisi nasıl yapılır?

 

Öncelikle DEHB'na benzer belirtiler ile giden tıbbi ve psikolojik problemlerin DEHB'dan ayırt edilmesi ve tanının netleştirilmesinden sonra tedavi aşamasına geçilir.

 

DEHB için tek bir tedavi yönteminin uygulanması çoğunlukla yeterli olmamakta ve önerilmemektedir. Çocuğun ve ailenin gereksinimlerine göre seçilecek farklı tedavi yöntemlerinin (ilaç, anne-baba-öğretmen eğitimi, çocuğun bireysel tedavisi, çocuğun okul eğitiminin desteklenmesi) birlikte uygulanması en başarılı sonuçları vermektedir. Her çocuk birbirinden farklıdır ve her çocuğun tedavisi birbirinden farklı yaklaşımları içerebilir. Uygun bir tedavi planının  çizilebilmesi için çocuk, aile ve çevre koşulları hakkında yeterli bilgiye ulaşılmış olması gerekir. Tedavi planı, çocuk ruh sağlığı konusunda uzmanlaşmış bir psikiyatrist ve psikolog tarafından yapılır ve uygulanır.

 

 

DEHB olan çocuğunuzla ilişkinizde nelere dikkat etmelisiniz?

 

Olumlu ve güven verici bir ilişki kurun.

Özel olduğunu ve değer verdiğinizi hissettirin.

Çocuğunuz için olumlu rol modeli olun.

Kişiliğine yönelik nitelendirmelerden ("kötü, aptal, tembel, çılgın, yaramaz”) gibi kaçının.

Yargılayıcı olmadan, tarafsız ve kararlı doğru geri bildirimler vermeye çalışın. (“Senin....yapmanı istemiyorum. Ben şimdi senin....yapmanı istiyorum.” vb.)

Belirtilerine duyarlı olun. (“Niçin beni dinlemiyorsun?” yerine “Dinlerken zorlandığını biliyorum.” vb.)

Arkadaşları ile kıyaslamayın.

Başkalarının önünde davranışlarını eleştirmekten kaçının.

Çocuklarınızın güçlü yanlarını onlarla tartışın. Çocuklarınızın  sorunlu davranışlarını olumlu bir çerçevede ele almanız onların kendilerine bakış açılarını değiştirir, gelişmeyi ve değişmeyi hızlandırır. Davranışların istenirliliğinin zaman içerinde değiştiğini, bir öğrenci için değerli olmayan özelliklerin yetişkinlerin iş dünyasında değerli olabileceğini unutmayın. (Örneğin "hiperaktif" yerine "enerjik", "inatçı" yerine  "tuttuğunu bırakmayan", "saldırgan" yerine "atılgan", "hayal kuran" yerine "yaratıcı" sözcüklerini kullanmak gibi.)

İlerleme hızlarına sabır gösterin.

Gayretine ve ilerlemesine odaklanın.

Onun için gerçekçi, ulaşılabilir hedefler saptayın.

Yeni bilgi ve beceriler geliştireceğine  inanın. Çabası ve uygun yardımla başarabileceğine inandığınızı ona iletin.

Küçük ya da büyük başarılarını övün. Başarısının adımlarını açık bir şekilde tanımlayarak, gayretini  ve coşkusunu artırın. (“Zamanını çok iyi değerlendirdin. Her gün 15 dakika çalışarak, dönem ödevini zamanında hazırladın.” vb.)

Yargılayıcı yorumlar yerine daha olumlu ifadelere ve yöntemlere odaklanın. (“Daha çok çalış, daha çok gayret et.” yerine “Öğrenmene yardımcı olacak daha iyi yöntemler bulalım.” vb.)

Çocuğun ilerleme kaydetmediği, başarısız olduğu, gerilediği zamanlarda ona destek ve cesaret verin, hayal kırıklığınızı ifade etmeyin.

Başarı ve başarısızlığın nedenlerini algılayışı ile ilgili konuşun.

Başarısızlığını sadece yeteneğe ya da zekaya (bu özellikler son

derece durağandır ve öğrencinin doğrudan kontrolü altında

değildir) bağlamasına izin vermeyin.

Başarılı olduğu alanları ön plana çıkararak kendilerine olumlu bakış açıları geliştirmelerine yardımcı olun. Güçlüklerinden, problemlerinden çok yeteneklerine ve onu yüreklendirmeye odaklanın.

Bir bilgi alanına ilişkin ilgilerinin oluşması ve gelişmesine  destek olun.

Sorumluluklarını artırın ve deneyimlerinin zenginleşmesine olanak sağlayın.

Destekleyici sistemler (akran, sportif-sosyal-kültürel etkinlikler vb.) içinde olmasına yardımcı olun.

Çocuğun okulda rehberlik ve danışmanlık hizmeti almasını sağlayın.

Ailesi ve uzmanı (psikiyatrist, psikolog) ile sürekli iletişim içinde olun.

 

Çocuğunuzun dikkat sorunları için neler yapabilirsiniz?

 

Odası ve masasının düzenli olmasına çalışın. Odasında dikkatini dağıtabilecek eşya ve gereçler varsa onları kaldırın ya da onları ders çalışırken görmeyeceği bir yere koyun.

Ders çalışırken televizyon ya da bilgisayarın açık olmamasına özen gösterin.

Ders çalışmaya başlarken bazı cümleler kurmasını öğretin ("Ben dikkati dağılan bir çocuğum (gencim) şimdi sadece önümdeki konu ile ilgileneceğim, başka hiçbirşeyle ilgilenmeyeceğim" "Bugün çok iyi çalışacağım") vb.

Bir ödevin ne kadar zamanını alacağını kestirmesini sağlayın ve belirlediği süre kadar saat kurup ders çalışmasına başlamasını önerin.

Dikkatini iyi bir biçimde toplayabileceği süre kadar çalıştıktan sonra mola vermesini öğretin (Örneğin, 15 dakikalık çalışma 5 dakika mola, 30 dakikalık çalışma 10 dakika mola, 45-60 dakikalık çalışma 15 dakika mola gibi). Molalarda dinlensin ya da hareket etsin.

Zor ya da sevmediği bir dersi/çalışmayı kolay ya da sevdiği bir ders/çalışma izlesin.

 

Dikkati dağıldığında "Şimdi buradayım" tekniğini kullanmasını sağlayın. “Şimdi buradayım fen dersindeyim, öğretmenimi iyi dinlemeliyim” vb.

Söyleyeceklerinizi açık, net bir biçimde vermeye çalışın, ayrıntıları azaltın, gerekirse somut örnekler verin.

Evde dikkat ve bellek  geliştirici oyunlar oynayın.

Bilgisayar ve televizyon karşısında günde iki saatten fazla kalmamasını sağlayın.

 

Çocuğunuzun aşırı hareketliliği için neler yapabilirsiniz?

 

Fiziksel hareket için (dışarıda oyun oynamak, ev işlerine yardım etmek, spor yapmak vb.) gün boyu fırsat verin.

Ödevini yaparken ayağa kalkmasına (dolaşmaksızın), ayaklarını sallamasına, sandalyede ileri geri sallanmasına izin verin. Aşırı hareketliliğini azaltmasını  sağlayan ince motor davranışları (parmakları ile masaya vurma, sıranın üstünde kağıt parçaları ile oynama, karalama yapma gibi) görmezden gelin.

Düzensiz, yüksek sesli ve kalabalık olan ortamlarda hareketliliğinin artmaya eğilim gösterdiğini unutmayın, önlemlerinizi alın.

 

Çocuğunuzun ataklığı ve saldırgan davranışları için neler yapabilirsiniz?

 

Çocuğunuz yanlış davrandığı zaman davranışının altında yatan nedeni anlamaya çalışın. Davranışı ile ilgili olarak kim, ne, ne zaman, nerede, nasıl, niçin  sorularını sorun.

Kuralları ve beklentilerinizi net bir biçimde belirleyin, bildiğini varsaymayın.

Kuralların  bozulması durumunda  uygun yaptırımlar kullanın (Çocuk sakinleştikten  sonra verdiği zararın sorumluluğunu alsın. Örneğin, boyadığı duvarı silsin.).

Küçük bir yanlış davranış için büyük bir ceza vermeyin. Cezayı (yaptırımı), uygunsuz bir davranış meydana geldikten hemen sonra verin.

Tutarlı olun. Aynı yanlış davranışa daima aynı şekilde tepki verin.

Suçlamaksızın olayın sizde yarattığı etkiyi ve duyguyu ifade ederek kontrollü davranışa model olun. Onun kontrolünü yitirdiği durumlarda sakin olmaya çalışın. Uzun öğütler, mantıksal açıklamalar vermeyin, güç mücadelesine girmeyin, tartışmayın.

Öfke kontrolünü kaybettiğine işaret eden belirtileri tanımayı öğretin (Hareketliliğinde artma, kızgın yüz ifadesi, ses tonunun düşmanca oluşu, kızgınlık kelimelerinin kullanımı, kaygıda artma, yüz ve kulakların kızarması, kalbin çarpması, midenin sıkışması vb.).

Kontrolünü kaybetmeden önce, düşüncelerini ve duygularını sözelleştirmeyi çocuğa öğretin (“Bu ödev çok zor. Bu çalışmayı anlamadım. Beni yalnız bırakın. Öfkelenmeye başlıyorum” vb.).

Çocuğunuza diğer insanların sözcüklerinden, ses tonundan, vücut dili ve yüz ifadesinden onların duygularını tanımayı ve tepki vermeyi öğretin.

Öfkelendiğinde sakinleşmesi için çocuğunuzu güvenli bir odaya gönderin.

Değişiklikler stresi artırıp, kaygı ve öfkeye yol açabilir. Çocuğunuzun uyumunu kolaylaştırmak için değişikliklere ilişkin önceden bilgilendirin (Öğretmenin yokluğunu birkaç gün önceden bildirmek, bir etkinliğin  sonlanmasına  beş dakika kaldığını bildirmek gibi).

Kalabalık, çok sesli, düzensiz ortamlarda aşırı uyarıldığını fark ediyorsanız davranışları üzerindeki kontrolünü yitirmeden önlem alın, ortamdan uzaklaşmasına izin verin.

Gerilimi azaltmak için mizahı kullanın. Mizahın kullanımı çocuğunuzun zihnini başka yöne çeker.

Uygun dürtü kontrolünü yansıtan davranışlarda ve yeniden kontrol sağladığında çocuğunuzu ödüllendirin.

Stres altındaki bir çocuk kendiliğinden ve kolaylıkla seçenekleri üretemez. Problem durumlarında kullanılan etkili yöntemleri onunla tartışın:

 

Problemi tanımasını ve sözel olarak belirlemesini öğretin (“Problem nedir?” “Arkadaşlarıma vurdum.”).

Probleme neden olan durumda belirleyici olan faktörleri tanıtın (“Onlara niçin vurduğunu biliyor musun?” “Onlar benim adımı söylediler ve bana takıldılar.”).

Uygun olmayan davranışın sonuçları hakkında düşünmesine yardımcı olun (“Arkadaşlarına vurduğun zaman ne olur?” “Sıkıntı duyarım. Müdür odasına gönderilirim.”).

Uygun amaçları belirlemesini sağlayın (“Problemi çözerek sen ne kazanacaksın?” “Sıkıntıya girmeyeceğim ve diğer insanlarla daha iyi anlaşacağım.”).

Probleme çözümler ve diğer seçenekleri bulmada yardımcı olun (“Vurmak yerine ne gibi şeyler yapabileceğini  düşünüyorsun?” “Bilmiyorum.” “Yumruklar yerine kelimelerle dövüşmeye ne dersin?” “Mümkün ama, bazı sözcükler söylediğimde bana kızıyorsunuz.” “Birlikte uygun sözcüklerin listesini yapabiliriz ve o sözcükleri kullanabilirsin.”).

Üretilen alternatif çözümlerin değerlendirilmesinde öğrenciye yardım edin (“İşleyecek mi? Onu daha önce hiç denedin mi? Seni ve diğerlerini etkileyecek mi?”).

Çocuğunuza davranışındaki değişikliğin sonuçlarını nasıl değerlendireceğini öğretin (“İşledi mi? Memnun oldun mu? Yeni bir problem var mı?” “Çok güç olmadı. İşliyor. Öyle sürpriz oldu ki beni rahat bıraktı.”).

Davranışındaki değişiklik ile ilgili olumlu ifadeler kullanmasını öğretin (“Kızdırıldığımda kavgaya girmemeyi çok iyi becerdim. Kendimle gurur duyuyorum.”).

 

Çocuğunuzun çalışma alışkanlıklarını geliştirmek ve başarısını artırmak için neler yapabilirsiniz?

 

Soru sormak ve tekrarlamak için kendini rahat hissetmesini sağlayın. Bilgiyi tekrar ettiğinizde sakin ve güven veren bir sesle konuşun.

Ödevini yaparken uygun davranış gösterdiğinde övün. “Masanda gayet sakin bir biçimde oturman ve dikkatini yoğunlaştırman çok hoşuma gitti.”

Ne kadar küçük olursa olsun başarısını ödüllendirin. Başarısının adımlarını açık bir şekilde tanımlayarak, gayretini  ve coşkusunu arttırın. ("Zamanını çok iyi değerlendirdin. Her gün 15 dakika çalışarak, dönem ödevini zamanında  hazırladın.” )

Çocuğunuza sorumluluk üstlenmesi için cesaret verin. Çok fazla koruyucu olmak, çocuğun kişisel başarı duygusunun gelişmesine engel olabilir.

Yanlışların önemli öğrenme deneyimleri sağladığını bilerek başarısızlığının sorumluluğunu üstlenmesi için çocuğunuzu cesaretlendirin.

Çocuğunuzun başarısı için en önemli unsur, ev ve okul arasındaki  olumlu iletişimdir. Bu iletişim yeni belirtiler, değişen şartlar ve ilaca uyumla ilgili bilgiler için gereklidir. Bu nedenle öğretmeni ile telefon ya da üzerine günlük değerlendirmelerin karşılıklı olarak yazıldığı bir not defteri sayesinde iletişiminizi sürdürün.

Okuldan geldikten sonra bir-birbuçuk saat kadar dinlenmesini ardından ders çalışmaya başlamasını öğretin. Böylece yatmadan önce keyifle oynayacağı, dinleneceği zamanı kalsın.

Ödevi olmasa bile evde yarım saatlik bir çalışma yapmasına destek olun.

Okuma sırasında noktalama işaretlerini uygun bir şekilde vurgulaması okuduğunu anlama açısından çok önemlidir. Her virgülde kısa soluk almasını, her bir cümlenin sonunda uzun soluk almasını önerin. Bir başka yöntem olarak noktalama işaretlerinin üzeri boyanabilir. Virgüller için“bekle işareti” olarak sarı kalem, noktalar için “dur işareti” olarak kırmızı kalem kullanılabilir.

Okuma çalışması yaparken parmak, kitap ayracı ya da bir kart kullanımı ile (yerin kaybı, eksikler, tekrarlanan sözcükler, satır atlamalar gibi sorunları azaltmak için vs.) yazıyı izlemesine izin verin.

Konuyu okumadan önce varsa giriş, özet, gözden geçirme sorularını ya da parçanın sonundaki anlama ve yargılamaya ilişkin soruları okumasını önerin. Daha sonra bu sorulara cevap bulmak amacıyla konuyu okusun.

Öğrencinin kim, ne, ne zaman, nerede, nasıl ve niçin detaylarına odaklanmasını ve bu anahtar sözcüklerle düşüncelerini düzenlemesini sağlayın.

Çocuğunuza okuduğu konuyu kitaba bakmadan tekrarlamasını öğretin.